GİMLE: KUZEY TANRILARININ MEKANI, YERYÜZÜNDEKİ EN GÜZEL YER

I himlens södra ände finns en sal som är den skönaste av alla och lyser klarare än solen. Den heter Gimle.

Snorres Edda, Snorre Sturlasson

Bu blogu açmaktaki ana amaçlarımdan biri; samandan ev yapma projemizi ailem, arkadaşlarım ve ilgilenenlerle paylaşmak, fikir alışverişinde bulunmak ve yaptığımız yanlışlara karşı ileride ekolojik ev planı olanları bir nevi uyarmaktı.

Saman ev fikri aklımıza ilk düştüğünde benim refleksim İngilizce, Loïc’inki ise – doğal olarak – Fransızca kaynak araştırmak oldu.

Ben araştırmamı genişletmeye karar verdiğimde ise Fransızca ve ardından anlayabileceğim şekilde günlük dilde yazılmış Almanca ve İsveçce kaynaklar bulmaya çalıstım. Ancak ve ancak bundan sonra kendi anadilimde online kaynak veya kitap bulmaya çalışmak aklıma geldi.

Önceden olsa bu durumu hiç yadırgamazdım.

Kendi diline çok sahip çıkan ve saygı gösteren bir ülkede yaşadığım için bende de Türkçe’ye karşı bir ‘farkındalık’ oluşmaya başladı. (Fransa’ya turistik gezileri sırasında İngilizce konuş(a)madıkları için Fransızların ırkçı olduğu kanısıyla evlerine dönenler vardır eminim. Ama hayır hiç de öyle değil aslında! Durum tamamen yapmamakla yapamamak arasındaki ince çizgiden ibaret.)

Türkçe’yi es geçtigim için içten içe utanarak sıkılarak birkaç bilgi bulmaya çalıştım. Ya benim beceriksizliğimden ya da gerçekten ortada yeterli bir bilgi kaynağı olmadığından ellerim boş kaldı açıkçası. Agaclar.net forumunda veya İmece Evi‘nin bir röportajında saman ev yapımı ile ilgili bilgiler buldum ancak yetersizdi maalesef.

Bu yüzden önceleri İngilizce ve Fransızca olmak üzere çift dilli yazmak istediğim blogumu sadece Türkçe yazmaya, uçsuz bucaksız internetin bir köşesinde ufak bir referans – ve hatıra – olarak kalmasına karar verdim. Daha evi yapmaya bile başlamadan Türkiye’den aldığım ev, teknik, yardım, tebrik konulu e-postalar dil konusunda doğru seçim yaptığımı bana gösterdi. Tanıdığım ve tanımadığım herkese ilgisi için çok teşekkür ederim.

Peki bu yazının başlığı neden Gimle?

Büyük evi yapmaya başlamadan önce hem tecrübe kazanmak – çünkü ne kadar çok okursanız okuyun kitap üzerindeki hesap pratiğe hiçbir zaman uymaz – hem de kışı karavanda geçirmemek adına 20 m²lik minik bir ev yapmaya karar verdik.

Adını da ilk göz ağrımız, ilk emeğimiz, ilk tecrübemiz, ilk değerlimiz ve bizim gözümüzde tanrılara layık bir yer olacağından biraz da (biraz mı?!) İskandinav Mitolojisi’nden esinlenerek Gimle koyduk.

terrain_cizim2
Gimle: No. 18

Bu hafta artık kolları sıvayıp ciddi ciddi başlıyoruz Gimle‘yi yapmaya…

Hadi bize kolay gelsin 🙂

*** Salonların en görkemlisi uzanır göğün güney ucunda, güneşten bile daha parlak bir salon.
İşte o Gimle’dir.

İlgili Yazılar