EVDE KOLAY EKMEK YAPIMI {CIABATTA EKMEĞİ}

Daha önce bahsetmiş miydim, bilmiyorum. Ben dışarıdan çok nadir ekmek alıyorum.

Hem ekmeğimin içine ne girdiğini bilmek içimi rahatlatıyor, hem de haftada bir veya iki kez evimi saran ekmek kokusuna bayılıyorum. ‘Bakayım bir tuzu felan yerinde mi’  gibi yalandan bir bahane ile fırından yeni çıkan ekmeği dilimleyip tereyağı ile yemenin tarifi yok.

Yaklaşık 4 yıldır kendi ekmeğimi kendim yapıyorum. O zamanlar mütevazi bir mini fırınım vardı. Sonra büyük elektrikli fırına ve ardından da tüplü fırına geçtim. Şimdi ise bahçenin münasip bir köşesinde taş ekmek fırını hayali kuruyorum.

4 yılda birçok tarif denedim. Bu yazıda sizinle o tariflerden tadını ve yapısını en sevdiğim ve en önemlisi de yapılışı en kolay olanını paylaşacağım.

İtalyan Ciabatta Ekmeği!

Bildiğim kadarıyla bu ekmeğin yapımı İtalya’nın bölgelerine göre değişiyor. Gerçekten de içine koyduğunuz ektra malzemeden tutun, kullandığınız kaba kadar her şekilde değişik ekmek çeşidi elde etmeniz mümkün bu tarifle. Avrupa’da çoğunlukla sandviç ekmeği olarak kullanılıyor. Türkiye’de de çapata ekmeği deniyor. İçinde bir sürü hava kabarcıkları oluştuğu için ben de havalı ekmek diyorum.

Hem havalı hem zeytinli

Ekmeklerin, yemeklerin nereden geldiği, nasıl ortaya çıktığı hakkında okumayı severim. Geldikleri yerlerle ilgili bir sürü ipucu verirler. Gezgin ruhuma birebir!

Okuduğum kaynaklar ciabatta ekmeğinin 1982 yılında yaratıldığında hemfikir. Ancak yaratıcısının Francesco Favaron olduğunu iddia eden de var, Arnaldo Cavallari olduğunu iddia eden de.

Yaratıcısını bilmediğim ekmeği yemem derseniz, yazının bundan sonrasını okumanıza gerek yok – ha! ha!

İtalyan fırıncılar, o zamanlar çok meşhur olan Fransız baget ekmeklerinin kendilerini işlerinden edeceğinden korkuyorlarmış. Bu yüzden de hemen bagete alternatif olabilecek bir sandviç ekmeği arayışına girmişler. Bir dizi deneme ve yoğurmanın ardından ciabatta ekmeğini bulmuşlar.

Mamma mia! Ne leziz ve havalı bir buluş ama!

Cavallari, yaşadığı şehir Polesine’e atfen ekmeğe Ciabatta Polesano adını vermiş. Böylece, bu ekmek de İtalyan fırıncıları Fransız baget ekmeğinin hışmından kurtaran ekmek olarak tarihe geçmiş.

Gerçi bizim evde tarih tekerrür ediyor, ciabatta-baget savaşları var resmen. Loïc, baget yapalım dedikçe, koyuyorum önüne ciabatta’yı 🙂

Tarih dersinden sonra gelelim ekmek tarifimize…

Malzemeler;

1,5 su bardağı ılık su
1,5 tatlı kaşığı tuz
1 tatlı kaşığı toz şeker
1 yemek kaşığı zeytinyağı
3,5 su bardağı un (bazen buğday unu, bazen çavdar, bazen de karabuğday unu kullandığım oluyor, artık evde ne varsa)
1 paket kuru maya (dolu dolu bir paket ekmeği bayağı kabartıyor, havalı yapıyor. Yarım paket ile de denedim. Ekmek biraz daha yassı, sandviç ekmeğine yakın oldu)

Yapılışı;

Tamamen opsiyonel bir adımla başlıyorum ekmeğimi yapmaya. Birkaç kötü deneyimden sonra alışkanlık edindiğim maya aktifliği kontrolü ile.

Ekmeği içinde yoğuracağım kaba ılık suyu koyup içerisinde şekeri eritiyorum. Ardından mayayı ekleyip karıştırdıktan sonra dinlenmeye bırakıyorum. 10-15 dakika sonra karışımın içinde kabarcıklar oluşuyorsa, maya aktif ve ekmeğimi kabartacak demektir.

Eğer hiçbir tepki oluşmuyorsa, o mayadan hayır gelmez. Ya son kullanma tarihi geçmiştir ya da kullandığım su çok sıcaktır, mayayı öldürmüştür. Diğer malzemeleri hiç ziyan etmeden ölü mayayı komposta atarım.

Mayanın aktif olduğundan emin olduktan sonra malzemelerin geri kalanı ile birlikte unu yavaş yavaş ekleyip bir güzel karıştırıyorum. Biraz cıvık bir hamur olduğundan elimi değdirmekten hoşlanmıyorum. Kaşıkla da gayet güzel karışıyor.

Karıştırma işlemi bittikten sonra hamuru  1 – 1,5 saat kadar dinlenmeye bırakıyorum.

Hamur iki katı kadar kabardıktan sonra istediğim bir fırın kabına alıp önceden ıstılmış fırına atıyorum. 220 derecede 30-45 dakika pişiriyorum.

Özetle; tüm malzemeleri karıştır, beklet, fırınla.

İşte bu!

İpuçları & öneriler;

♠ Hamuru fırına vermeden önce biraz suluyorum. Sonra 10 dakika boyunca her üç dakikada bir fırının kapağını açıp aynı işlemi tekrar uyguluyorum. Yani her üç dakikada bir hamuru suluyorum. Bu hem ekmek kabuğunu çok çabuk oluşmasını engelliyor, hem kabuğun yanık kahverengi değil de daha iştah açıcı bir renk olmasını sağlıyor, hem de kabuk daha çıtır çıtır oluyor – ki Fransa’da ekmekten gelen o çıtır ses çok önemlidir, İtalya’da durumlar nasıl bilemiyorum.

♠ Ekmeğin pişip pişmediğini temiz bir bıçakla kontrol edebilirsiniz. Ekmeğe batırıp çıkardığınızda bıçak temiz çıkıyorsa ekmek pişmiş, üzerinde hamur yapıştıysa henüz pişmemiş demektir.

♠ Ayrıca gene hamuru fırına vermeden hemen önce, hamura zeytin, çeşitli yulaflar, susam, vs karıştırdığım da oluyor. Hepsinin de tadı ve yeri ayrı.

♠ Yassı bir ekmek istediğim zaten yayvan bir kap, kabarık bir ekmek istediğimde ise derin ve yüksek bir fırın kabı kullanıyorum. Yayvan ekmek sandviç ve kahvaltıya kızarmış ekmek için ideal!

Peki siz kendi ekmeğinizi evde yapıyor musunuz? Sizin de ciabatta kadar kolay ve lezzetli bir tarifiniz var mı?

İlgili Yazılar